Aποστρατιωτικοποιημένη Λευκωσία 2014 – Askersiz Lefkoşa – Demilitarised Nicosia

1555573_10152234008996385_2089975097_n

 

we’re on the streets for a demilitarised Nicosia:
– meeting point at north: Ledra Palace traffic light at 14:00 on the February 15th
– meeting point at south: Peace Park (Markos Drakos Roundabout) at 14:30 on February 15th
and marching in parallel towards the barbed wires that divide us and divide Cyprus.

askersiz Lefkoşa için sokaktayız!
– 15 Şubat 14:00’te kuzeyde Ledra Palace trafik ışıklarında buluşup
– 15 Şubat 14:30’de güneyde ise Bariş Park’ta (Markos Drakos Kavşak) buluşup
bizi ve Kıbrıs’ı ikiye bölen yıkılası tel örgülere doğru karşılıklı yürüyoruz.

είμαστε στους δρόμους για μια αποστρατιωτικοποιημένη Λευκωσία:
– συνάντηση στις 15 Φεβρουαρίου στις 14:30 στο Πάρκο Ειρήνης (Roundabout Μάρκου Δράκου) –
και πορεία προς τα συρματομπλέγματα που χωρίζουν εμάς και την Κύπρο

ΟΥΤΕ ΣΤΡΑΤΟΙ – ΟΥΤΕ ΕΘΝΗ – ΟΥΤΕ ΣΗΜΑΙΕΣ – ΟΥΤΕ ΣΥΝΟΡΑ
NO ARMIES – NO NATIONS – NO FLAGS – NO BORDERS

1604439_1462775877268352_374306465_n

 

https://www.facebook.com/events/262283933935246/?ref=25

Advertisements

AntiMilitarist Barış Harekâtı/Αντιμιλιταριστική Ειρηνική Επιχείρηση/AntiMilitarist Peace Operation 2013

Antimilitarist Operation in one month!

Also, Bandista will be joining :
Pazar, pazar güzel haberlerle uyanmanın zamanıdır; evet, dostlar, yoldaşlar, arkadaşlar; yelkenler fora, bir kez daha yola koyuluyoruz, hazırlıklarımız son sürat devam ediyor; bir kez daha tıpkı 2010’dan beri olduğu gibi 1974’ün 14 Ağustos’ta tatile çıkan Ayşe’ye evine dön demeye çağırmak için; militarizm yükseltiği bir günde, onlar savaşa barış harekatı dedikleri bir günde “Anti Militarist Barış Harekâtı” ile gene sokakta olacağız… Anti Militarist Barış Harekâtı en baştan beri parçası olan, enternasyonalist dayanışmanın en güzelini şarkıları ile ortaya koyan, BANDİSTA gene bizimle olacak, diğer sahne alacakları en kısa sürede açıklayacağız, dedik ya yelkenler fora, yola koyuluyoruz, hazırlıklarımız devam ediyor, tatile çıktığı günde “evine dön Ayşe demek için” için yalnızca bir ay var, sabredin, sloganlarımızla ve şarkılarımızla Lefkoşa bir kez daha militaristlere inat, anti-militarist bir renge ve cümbüşe dönüşecek…

 

Turkish, Greek, English follows…

Evet, dostlar, yoldaşlar, arkadaşlar; yelkenler fora, bir kez daha yola koyuluyoruz, hazırlıklarımız son sürat devam ediyor; bir kez daha tıpkı 2010’dan beri olduğu gibi 1974’ün 14 Ağustos’ta tatile çıkan Ayşe’ye evine dön demeye çağırmak için; militarizm yükseltiği bir günde, onlar savaşa barış harekatı dedikleri bir günde “Anti Militarist Barış Harekâtı” ile gene sokakta olacağız… Anti Militarist Barış Harekâtı en baştan beri parçası olan, enternasyonalist dayanışmanın en güzelini şarkıları ile ortaya koyan, BANDİSTA gene bizimle olacak, diğer sahne alacakları en kısa sürede açıklayacağız, dedik ya yelkenler fora, yola koyuluyoruz, hazırlıklarımız devam ediyor, tatile çıktığı günde “evine dön Ayşe demek için” için yalnızca bir ay var, sabredin, sloganlarımızla ve şarkılarımızla Lefkoşa bir kez daha militaristlere inat, anti-militarist bir renge ve cümbüşe dönüşecek…
http://www.youtube.com/watch?v=XiLpGqQmWEE

TR, EL, EN…
Bir hareket büyüyor, büyürken kendini geliştiriyor, gelişirken renkleniyor, çeşitleniyor… Enternasyonal dayanışmanın da pratikte parçası olduğu, katılımcı, dayanışmacı, neşeli ve mücadeleci bir hareket gelişiyor, ayaklarını güçlü yere vuran, dans eden ama talepleri, sloganları net bir hareket büyüyor…
2010’dan beri; egemenlerin saldırısına uğramaya, her defasında yasaklanmaya çalışılan ama inatla ve dayanışma, neşeli ve mücadeleci bir şekilde, dost sıcağı yüreklerin katkısı ile aksamdan son 3 yıldır gerçekleşen, gerçekleştikçe büyüyen bir hareket…
2010’dan beri bir hareket büyüyor, 14 Ağustoslarda; umudu anlatan, işgale hayır diyen, anti-militarist…
2010’dan beri Anti-Militarist Barış Harekâtı’nın yolculuğu devam ediyor…
Şair Ahmet Telli’nin dediği gibi “büyük aşklar yolculuklarla başlar/ ve serüvenciler düşer bu yollara ancak”…
2010’dan beri Anti-Militarist Barış Harekâtı’nın serüveni devam ediyor…
Önceki çağrı metinlerimizden birinde demiştik ki;
“2010’dan beri pankartlarda, sloganlarda, meydanlarda ve sokaklarda “evine dön Ayşe” derken anlattığımız hep Ayşe’nin bitmek tükenmek bilmeyen tatilinin sona ermesi gerektiğiydi, bu sene sloganımızla gene her yerde olacağız ve 38 yıldır süren işgalin bitmesi gerektiğini bir kez daha haykıracağız. Düşmanlığa karşı barışın, işgale karşı özyönetimin, sömürüye karşı bağımsızlığın ve ırkçılığa karşı halkların kardeşliğinin sloganlarının yükseleceği konserimizin çalışmaları, 14 Ağustos’ta sokakta olmanın gerekliliğini önemsediğimizden ötürü devam etmektedir. 14 Ağustos’ta mutlak sokakta olmak, şarkılara eşitlik etmek önemlidir ve davetimiz, ayrımsız, nerede olunursa olunsun ama sokakta, eylemde olunsun…
38 yıldır işgalin sürdüğü bir coğrafyada yaşıyoruz, yaşadığımızın adına işgal demeye çekinmiyor ve buna karşı çıkıyoruz. Tel örgülerle bölünmüş bir coğrafyada silahlarını birbirine doğrultmuş piyonlar olmak değil, irademizi çalanlara karşı duran, eşitlikçi bir düzenin olduğu bağımsız bir Kıbrıs talep eden siyasi özneler olmaktır derdimiz. Ordularıyla, memurlarıyla ve paralarıyla bizi satın almaya çalışanlara karşı bir haykırış, bir isyan ve bağımsızlık yolunda emperyalist kuşatmaya karşı bir duruşun önemini yineliyoruz. Yaşamlarımızı dikenli tellerle tutsak etmeye çalışan tüm işgal ordularının postallarını hemen şimdi üzerimizden çekmelerini istiyoruz! Biz, militarist baskı düzeninde yaşamayı, polis devletinin kuklaları olmayı kabul etmiyoruz! Sokaklarda özgürce yürümek, şarkılarımızı söylemek, milliyetçiliğin piyonu olmamak ve dans edebileceğimiz bir devrim için sesimizi yükseltiyoruz. Gel sen de bize katıl, hep birlikte haykıralım, tahakküme karşı duralım!”
Şimdi işgalin 39. yılında, tıpkı son 3 senedir yaptığımız gibi yeniden “evine dön Ayşe” demek için bir kez daha çağrı yapıyoruz… Çağrımızı genişleterek yapıyoruz, Ortadoğu’da dibimizdeki bir coğrafyada, Mezopotamya’da ve dünyanın başka yerlerinde çatışmanın ve militarizmin, emperyalist müdahalelerin alabildiği yoğun olarak devam ettiği bir zamanda, her dilde dünya halklarına dayanışmamızı da ortaya koyuyoruz, her dilde barış, her dilde savaşa ve militarizme hayır denmesi çağrısı yapıyoruz.
3 senedir çeşitli siyasi partilerin, örgütlerin ve bağımsız aktivistlerin organize ettiği Anti-Militarist Barış Harekâtı eylemcesi, 14 Ağustos tarihinde yeniden düzenleniyor…
Anti-militarist ve işgal karşıtı örgütleri ve aktivistleri
• Türkiye’nin Kıbrıs’ı işgali son bulana, tüm silahlı güçler Kıbrıs’ı terk edene, İngiliz üsleri ve ABD başta olmak üzerine diğer ülkelerin askeri tesisleri kapatılana kadar her yıl yeniden “Ayşe tatil bitti, artık evine” demek için,
• Militarizmin evlerimize, sokaklarımıza, ilişkilerimize yansımasına dur demek, eşitlikçi ve özgürlükçü varoluşlar için
• Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayanların bilinçli olarak üretimden koparılmasına, Ankara merkezli sömürüye, askeri yönetime, polis devletine, Kıbrıs’ın kuzeyindeki irademizin elimizden alınmasına, ülkemizde ve dünyadaki tüm işgallerin, baskıcı rejimlerin bekçisi militarizme karşı bizimle beraber sesimizi yükseltmeye davet ediyoruz.

EL
Η συναυλία διοργανώνεται για τέταρτη συνεχή χρονιά στην Λευκωσία στις 14 Αυγούστου 2013, με σκοπό την ευαισθητοποίηση του κοινού ενάντια στο μιλιταρισμό και τα θέματα της ελευθερίας και της συνύπαρξης των λαών.

‘Anti-Militarist Peace Operation’ (“Αντιμιλιταριστική Ειρηνική Επιχείρηση”), το όνομα επιλέγηκε ως έκφραση ειρωνείας προς τον παραπλανητικό χαρακτηρισμό που χρησιμοποιείται από την Τουρκία για την τουρκική εισβολή ως υποτιθέμενη «ειρηνική επιχείρηση».

Η επιλογή της ημερομηνίας είναι σημαντική, σημαδιακή και καθόλου τυχαία διότι αυτή είναι η μέρα κατά την οποία πραγματοποιήθηκε η δεύτερη φάση της τουρκικής εισβολής και η μέρα κατά την οποία ειπώθηκε η γνωστή φράση «Η Αϊσέ μπορεί να πάει διακοπές» από τον τότε Τούρκο Πρωθυπουργό προς τον Υπουργό Εξωτερικών της Τουρκίας όταν άρχισε η στρατιωτική επιχείρηση στην Κύπρο.

Η διαφημιστική εκστρατεία της εκδήλωσης, όπως και οι προηγούμενες συναυλίες, έτυχαν ιδιαίτερης προσοχής. Για την προώθηση της εκδήλωσης χρησιμοποιείται μια τροποποιημένη αντιμιλιταριστική εκδοχή του γνωστού λογότυπου που συναντάται συνήθως σε στρατιωτικές περιοχές και σε στρατόπεδα του κατοχικού στρατού. Αντί ο στρατιώτης να κρατάει στο χέρι ένα όπλο (σύμβολο πολέμου), κρατάει μια κιθάρα. Ακόμη, η φράση «Προσοχή στρατιωτική ζώνη» αντικαθίσταται από τη φράση «Προσοχή μη στρατιωτική ζώνη».

Η συναυλία θα πραγματοποιηθεί στην κατεχόμενη Λευκωσία στις 14 Αυγούστου στις 20:00.

EN
A concert is being organised in Nicosia, Cyprus, on 14th of August in order to raise awareness on the issues of anti-militarisation, freedom and coexistence. This will be the fourth year that this concert will be held.

The name of the concert “Anti-Militarist Peace Operation”, ironically refers to the misrepresentation of the invasion by the Turkish State as a ‘Peace Operation’.

The significance of the date is that this is the day when the 2nd wave of Turkish invasive forces stepped foot on the island and a day after the infamous quote of ‘Ayse can go on holiday’ was expressed by the Turkish Prime Minister of the time to the Foreign Minister initiating the Operation.

The promotion material, as well as the previous concerts, have already received a lot of attention. A modified, anti-militarist version of the commonly used sign indicating military areas is used. In the sign, instead of the soldier holding a gun we see a soldier holding a guitar and the ‘attention military zone’ quote is replaced by ‘attention non-military zone’.

The concert will take place on 14th August at 20:00.

Punishing anti-military conscience in the Republic of Cyprus

This is a dissertation sent to us by the writer. What follows is a personal message of him in greek, the dissertation itself is in english.

Click on:

http://issuu.com/conscientiousobjectioncyprus/docs/conscientiousobjection-cyprus

“Γεια σας,
έχω καμει μια έρευνα για το πτυχιο μου πάνω στη φυγοστρατία. Παρουσιάζω το πως αντιμετωπίζεται το θέμα της αποφυγής στράτευσης στην Κύπρο, σε σχέση με το διεθνές δίκαιο και τα ανθρώπινα δικαιώματα (καταπάτηση δικαιωμάτων, απόκρυψη πληροφοριών, δαιμονοποίηση και θυματοποίηση φυγο-στρατίας/στρατων. Επίσης, εξετάζω το κατά πόσον οι ‘φυγόστρατοι’ είναι στην ουσία αντιρρησίες συνείδησης οι οποίοι δεν διεκδικούν το δικαίωμα τους λόγω άγνοιας.

Άμεσος μου στόχος είναι η δραστηριοποίηση με άλλα άτομα έτσι ώστε, πριν την κατάταξη του 2013 να προωθήσουμε το δικαίωμα στην αποφυγή της στράτευσης, κυρίως διαδικτυακά, ενώ αν υπάρχει καλή οργάνωση, να το προωθήσουμε και στα ΜΜΕ. Μια διαδικτυακή πλατφόρμα (fb group, blog κτλ) θα ήταν καλή αρχή.

Μπορείτε να δειτε την έρευνα εδώ:http://issuu.com/conscientiousobjectioncyprus/docs/conscientiousobjection-cyprus

Όποιος μπορεί να βοηθήσει και θέλει ας επικοινωνήσει μαζί μου:”

https://www.facebook.com/andreouandreas

This is how we think the world should be

 

“The story that follows (will be/is) absolutely true and (will be/is) based on true events.

“We’re thinking of a world without drugs, without soldiers and without discipline, where the children will take to the streets and play,
 
There are no longer cops asking for personal information, no files to put you in archives, state repression seems ridiculous, people know what is meant by anarchy, there is no bureaucracy…”

Speira- You Remain Free”
This is an english translation of the article that is included in the new issue of Skapoula that was published yesterday. Find it online here
September 27, 2031

“Here we go. Food to the cows, the coop and the horses. We then go on to carve the orchard- it’s the time of year to plant new crops: lettuce, cucumbers, tomatoes, carrots, eggplants, herbs and whatever else is available. At noon, we take a break for the daily big lunch: we all gather in the courtyard and usually eat what we produce.The menu today is rice with vegetables, chickpeas and ofcourse, homemade yoghurt. Cooks are George and Annita. Tomorrow will be my turn along with Yusuf where we’ll prepare our specialties: koupepia!

While enjoying wine made two days ago by Ali and Emin, we listen to the sounds of nature: the barking of dogs, the gental autumn breeze flowing through the trees. And of course, in the background Harry can be heard playing his guitar. The collective’s only car wasn’t needed for deliveries today so no sound (unless of course it’s music!) will bother us.

The day continues with picking fruit from the back of the orchard. The products we produce are natural enough, but we do many exchanges with our nearby rural collectives. Over 6 years have passed since we’ve transformed the dead zone into what it is today, and 8 more collectives have already been set up. “The Farms” (the name of the village that was formerly the buffer zone), have no “Mukhtar” and do not obey to any government, only to the needs and desires of the people who live there. Those living in each collective collectively decide what to produce, how to share the chores, etc. Once every two months we meet with all the farmers of the village in the large assembly and together we decide about the exchange of products, aid that may be needed by another collective, and of course about our village’s events, celebrations and festivals.

Having gathered the fruit, we deserve a little rest before the mini-concert performed by Nikos, Ayse and Sotos: guitar, accordion and drum! The concert is open of course for the whole village and the whole world, as are all of our events: discussions, poetry nights, concerts, workshops, farming and anything else we can imagine. Of course, most people outside the village are indifferent and prefer to deal with the ipod 46, the iwalk, the italk etc. But there are a few people who are interested, and with the entrance of Mary, the collective has reached 25 people!

Another busy but enjoyable day comes to an end. I help my friends by tidying up, and go to bed. With a smile carved on my mouth. With the joy that i live in the only green area left on this island. With the joy that, while politicians are discussing the solution for the Cyprus problem, we have already long forgotten what the probem was. With the joy that, not only do we no longer have bosses to order us around and suck the profits we produce, but now we do not even work: we have a life, and all our actions are surrounded around its maintenance, improvement and enjoyment. And everything is truly so much easier, so much more vibrant and beautiful here, where our only possesion
is our time, in this small and unregulated classless society …

***

Somebody was coming out of the sea…

***
I was not born here. I did not know this land. I did know what it means to be free. Everything was only lies. I used to walk through the streets of concrete, for hours, searching for something that did not exist, but I could not realise that even I did not exist.

Now sitting on the sand, watching the morning star, it is only now that we are beginning to understand what it means to be. For years we tried to learn how to create, share, live of the land, make houses from bare soil, use technology in accordance with human needs. How to destroy hierarchy, how to live with only what you need, with ethical values collectively decided and not imposed by the bullocks of the gods or bosses. Now we are the gods and none is inferior to the other. We, every single one of us is Zeus, watching the world from Olympus, without fears and lies. We are sexless, raceless, classless. We are individuals learning to exist in harmony.
As my kopelli said, ‘our only possession is our time, in this small and unregulated classless society …’

***

Somebody was coming out of the sea… with her hair, golden, orange, yellow… the dawn, our dawn. This dawn that millions have dreamed, fought and died for.
We, luky bastards, can see now that the sun is coming out of the sea… “

Update from Demilitarised Nicosia

video demilitarised nicosia

Πραγματοποιήθηκαν με επιτυχία οι πορείες για την αποστρατικοποίηση της Λευκωσίας. Και από τις 2 πλευρές της μοιρασμένης πρωτεύουσας ακούστηκαν συνθήματα κατά των συνόρων και των στρατών. Ξεκινήσαμε από το τέρμα τις οδού Λήδρας πρός την πλατεία Ελευθερίας. Στον δρόμο βρήκαμε τους εδεκίτες που έκαναν εκδήλωση αλληλεγγύης στην Ελλάδα. Φωνάχτηκαν τα ανάλογα συνθήματα(αυτά που ακούγονται στους δρόμους της Ελλάδας) και προχωρήσαμε προς πύλη Πάφου. Εκεί συναντηθήκαμε με την πορεία της βόρειας πλευράς κάτω από τα τείχη του κυκλικού κόμβου “Μάρκου Δράκου”. Αυτοί βρίσκονταν στο πάνω μέρος των τειχών. Κάποιοι τ/κ σύντοφοι και συντρόφισσες ήταν ντυμένοι στρατιώτες κλάουν. Ήταν έντονο το αίσθημα της ηλιθιότητας των συνόρων, βλέποντας κάτι κάγκελα να χωρίζουν άτομα που βρέθονται έτσι και αλλιώς σχεδόν κάθε μέρα από κοντά! Σε κάποια φάση, διαδηλωτές έβγαλαν και ποδοπάτησαν τα συρματομπλέγματα και τις κολώνες που τα κρατούσαν, κάτω από τα τείχη. Οι μπάτσοι έτρεξαν και έσπρωξαν κόσμο για να σταματήσει. Στη συνέχεια η πορεία κατευθύνθηκε προς την πρεσβεία της Ελλάδος σε ένδειξη αλληλεγγύης προς τον ελληνικό λαό και αφού ήταν η παγκόσμια μέρα αλληλεγγύης για την χώρα, όπου συμμετέχει και το κίνημα occupy. Στον δρόμο ο μπάτσος που είχε συλλάβει το παιδί πριν την ποδηλατοπορεία νωρίτερακλώτσισε το ποδήλατό του κατά την διαδρομή ισχυρίζοντας μετά πως αυτός τον κτύπησε με το ποδήλατο!! Ο ίδιος έσπρωξε μια γυναίκα έξω από την πρεσβεία χωρίς λόγο και αιτία και έφαγε το κράξιμο της χρονιάς του από όσους ήταν παρόν. Ακόμα και οι συνάδεφοι του τον έβλεπαν περίεργα. Υπάρχουν βίντεο και θα ανέβουν σύντομα. Η πορεία τελείωσε στην κατάληψη της νεκράς ζώνης όπου ακολούθησε πάρτυ για τον κόσμο που συμμετείχε στις διαδηλώσεις και από τις δύο πλευρές. Ακολουθούν φωτογραφίες.

YKP’nin yaptığı çağrı çerçevesinde Askersiz Lefkoşa, askersiz Kıbrıs taleplerimizi bir kez daha sokakta ortaya koymak için bugün (18 Şubat 2011, Cumartesi) saat 14:30’da Ledra Palace trafik ışıklarında buluşulupYiğitler Burcu’ndaki ateş-kes hattına yüründü… Eylemin paralelinde Lefkoşa’nın güneyinde de Eleftheria Meydanında buluşulup Baf Kapısı yakınındaki ateş-kes hattının diğer yanına yürüyüş yapıldı.

Saat 15:30 civarında Baf Kapısı yakınında ve Yiğitler Burcu üstünde karşılıklı toplanan eylemciler bir süre karşılıklı olarak anti-militarist ve Kıbrıs’ta barışı talep eden sloganlar attı.

Daha sonra basın açıklamaları yapıldı.

Açıklama

YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı tarafından kuzeydeki basın toplantısında okunan açıklama şöyle:

Yeni Kıbrıs Partisi’nin “çözüme giden süreçte: askersiz Lefkoşa” başlığı ile Şubat 2006’da başlattığı kampanya, bugün kitlelerce tartışılan, siyasi partilerin gündemine girmiş, farklı kesimlerce kabul gören önemli bir noktaya geldi.

Biz, bu talebimiz sıcak tutmak ve mümkün kılmak için 2006’tan beri Şubat aylarında kitlesel basın açıklamalarımızla sokakta olduk, bu taleplerimizi kamuoyu ile sürekli paylaştık; bugün 7. kez sokaktayız!

Bugün bizimle, farklı kesimler birlikte… Ayrıca bizden bağımsız ama koordineli, Lefkoşa’nın güneyinde benzer bir etkinlik düzenleniyor ve paralel olarak, karşılıklı, bizi ayıran yıkılası duvara, ateşkes hattına karşı yürüyoruz… Dileğimiz, umudumuz, bizi ayıran yıkılası duvarlara, tel örgülere karşı daha yığınsal mücadelelerin gelişmesidir, bu yönde de çabalarımız devam edecek…

Çabalarımız önerdiğimiz kısa vadedeki bölgesel askersizleştirmeler yanında adanın tümdenaskersizleştirilmesi için de sürdü, sürmeye da devam ediyoruz…

Askersiz Lefkoşa talebi nedir?

Peki, bugün niçin yürüyoruz? Askeriz Lefkoşa ile ilgili talebimiz ne?

6 sene önce yola çıkarken demiştik ki;

“Lefkoşa’nın askersizleştirilmesi, tüm adanın askersizleştirilmesine giden yolda ilk ve önemli bir adım olacaktır. Lefkoşa’nın askersizleştirilmesi önce şehrin sonra adanın birleştirilmesine giden süreci başlatacaktır. Lefkoşa’nın askersizleştirilmesi ara bölgede kalan yüzlerce evin, işyerinin yeninden yaşam bulmasının fırsatını yaratacaktır. Bu bölge ortak çalışma alanlarına dönüştürülerek, Kıbrıs’ı ayıran hat, Kıbrıs’ı birleştiren mekânlara dönüştürülebilir.

Askersizleştirme bir zamanların önemli caddelerinin yeniden insanlaştırılmasına olanak sağlayacak, yeniden Baf Caddesi, Ermu Caddesi, Ledra ve Girne Caddesi ile buluşabilecek, kültürel değeri olan binalar yıkılmadan bir kez daha yaşam bulabilecek…

Lefkoşa’nın askersizleştirilmesi çözüme giden süreçte yeni bir itme kuvveti yaratacak, toplumlararası güven ortamının oluşmasına ciddi yararı olacaktır. ‘İmkânsızlıkların’, mümkünlere dönüştürülebileceği ilk somut adım olacaktır Lefkoşa’nın askersizleştirilmesi…”

Bu düşüncelerle bu mücadeleyi ısrarla ve inatla 5 yıldır sürdürdük, sürdürmeye devam ediyoruz…

 

Askersizleştirme için daha fazla mücadele

Daha önce de söylediğimiz gibi çözümü giden süreçte askersizleştirme ve askersizleştirilen bölgelerin yeniden iskâna açılması, kısa vadede iki toplumlu ilişkiler açısından önemlidir. Maraşlıların, Maronitlerin yerleşim yerlerine dönmesi, ara bölgede kalan alanın yeniden canlandırılması çözüm sürecine kısa vadede önemli ivme katacaktır.

Bununla birlikte Kıbrıs adasındaki tüm askeri birliklerin silahlandırılması, silahların modernizasyonu, askeri bütçeleriyle, süren ateşkes halinin ve adadaki silahlı birliklerin durumunun yarattığı anomalliler acil ‘karşı –askeri’ düzenlemeleri gerekli kılmaktadır. Bu nedenle adaya silah girişinin hemen durdurulması ve askeri bütçelerin en kısa sürede sıfırlanacak şekilde kademeli olarak bugünden azaltılmaya başlaması önemlidir. Bunun yanında koşulsuz tüm tatbikat ve askeri törenler iptal edilmelidir…

Ayrıca Kıbrıslıların güvenlik, sivilleşme ve demokratikleşme talepleri ile askeri çözüm ve ihtiyaçlar çelişmektedir. Bu nedenle de askersizleştirme sivil yaşam, demokrasi için de önemlidir…

Bu taleplerimiz, imkansız ya da büyük sorunlar içeren talepler değildir…

Bahsettiğimiz bölgelerdeki tüm askeri birlikler 1 km’e çekilse;

  • Lefkoşa askersizleşir, Ermu Caddesi yeniden canlanır, askeri barikatlarla tutsaklaşan çıkmaz sokaklara özgürlük gelir, Lefkoşa yeniden birleşme için önemli bir adım atar!
  • Maraş askersizleşir, 40 000 Kıbrıslının mülk sorunu çözülür, binlerce Kıbrıslı evlerine döner, Mağusa yeniden birleşme için önemli bir adım atar!
  • Karpashia (Karpaşa), Asomatos (Özhan) ve Ayia Marina (Gürpınar) köyleri askersizleşir, tüm Maronitler evlerine döner, Maronit toplumu yeniden birleşir…
  • Bu çabalar umudu canlandırır, Kıbrıs’ın yeniden birleşme için önemli adım atılmış olur…

 

Mücadeleye devam

Duvarlar önündeki ilk eylemimizde, 2004 yılında Ledra Duvarı önüne yaptığımız eylemde, duvarı göstererek insanlık ayıbı olan bu ve benzeri tüm duvarları yıkmaya kararlıyız demiştik. Oradaki duvar gitti, ama birileri hala diğerlerini ayakta tutmak için direniyor, duvarlara, dikenli tellere umut bağlayıp, Kıbrıs’ı sonsuza kadar bölebileceklerini düşünüyorlar, var güçleri ile çapalıyorlar, bir kez daha “boşuna çırpınıyorsunuz, engelleyemeyeceksiniz” diyoruz… “Yolu yok, YIKACAĞIZ!” diyoruz!

Bu kez bu ayrım hattı üzerindeyiz ve Baf Kapısı hemen arkamızda… Eskilerin Victorya Sokağı diye bilinen sokağın yeninden Baf Kapısına bağlanabilmesi için geçiş noktası açılmasını hemen şimdi talep ediyoruz, açmayacaklarsa, bir kez daha vurguluyoruz ve yeniden “bu ve tüm duvarları, dikenli tellerden barikatları yıkmaya kararlıyız, boşuna çırpınmayın, engelleyemeyeceksiniz” diyoruz…

Daha önce defalarca dediğimiz gibi; sözümüz var gelecek kuşaklara, kararlıyız bizi ayıran bu ve tüm duvarları yıkacağız, onlara sınırsız, silahsız, askersiz, garantörsüz bir Kıbrıs bırakacağız…